Kaç kez yeniden ve yeniden soydu kendini, kaç kez yeni bir ten giyindi üzerine, bilmiyorum. Dehşet içinde yatağımda kıpırdanıyordum. Rüyamdan kaçmak istesem de kaçamıyordum. Haykırışlarıma kimsesiz odamdan karşılık alamıyordum. Sonra onun cama vuran minik elleri geldi beni uyandırmaya. Arka arkaya hiç üşenmeden tıklatıyordu camı. Emin olamadım, öyle zayıftı ki parmakları, pencereyi sarsanın o olduğuna inanamadım. Kalktım ve camı açtım. Minik elleriyle yüzüme dokundu yağmur, toprak kokusu sinmiş sesiyle konuştu benimle. “Geçti artık dedi, üzülme. Geçti her şey gibi ve geride kalacak bu kabuslar bile.”
Sonraki gün ve akşam ben yürürken kampüsün sokaklarında, biraz ürkek korurken kendimi ondan, o benimle konuştu biteviye yine…
Demler demlere eklenip ben yuvama geldiğimde, birkaç gün sonra yağmur da geldi hemen peşimsıra. Yine gece vakti ki ben Baudrillar’la koyu bir sohbete dalmış, içinde bulunduğumuz çağa dair pek karamsar hayaller kurarken, satırlardan satırlara yol alıp zihnimde çözümler ararken yine cama vurdu yağmur. “Gör beni” dedi, usulca, “duy beni…” Gülümsedim yağmura, ama devam ettim elimdeki kitap ile konuşmaya. Kitaplara yeni kitaplar ekledim. Bazı satırların üzerini çizdim bazılarının yanına yıldızlar kondurdum. Okuduğum her bir satırla bir kıyamet senaryosu yazdım, yazdıklarıma önce kendim inandım.
Rüyamdaki adam belirdi karşımda, yanında başka adamlar ve kadınlarla. Yüzlerce cesetlerinden birini çıkarıp birini giyiyorlardı sabahtan akşama. Meydanlar için ayrı, eşleri için ayrı, sevgilileri için ayrı ve kendileri için ayrı bedenler dokumuşlardı ruhlarına. Birbirinden başka yüzler ile çıkıyorlardı sokaklara. Hangisi sahiden kendileri ve hangisi sadece cesetti nerden bilecektim? Doğru ile yanlışı, kizb ile batılı nasıl ayırt edecektim?
Bir simülasyon sahnesinin sanal çocuklarıydık adeta. Yalanları soyunup yeni yalanlar giyinen oyuncular tarafından kuşatılmıştık. Uyutulan güzeller ile dolu bu cadı masalı, biter miydi an gelip, yoksa aşar mıydı bu uyku asırları; yeni yeni, mini mini bedenler de dalar mıydı bu rüyaya? Bu lanet ne vakte kadar sürecek, gerçekler zamanın hangi kıvrımında boy gösterecekti?
Bunları düşünürken zamansız, yağmur yine ve yine geldi defalarca. Bazı anlar, için için; bazı anlar, haykırarak şarkılar söyledi penceremde. Ben, kimi zaman elimde bir kahve fincanı, pencere önünde; kimi zaman bir kitap sayfasının içinde, gözlük ardında; kimi zaman bir hayal peşinde örtü altındaydım, o her geldiğinde. Kabuslara yeni kabuslar ekler, geleceğe dair ümitleri bir kağıt gemi yapıp da sakin duru akan denizlere bırakırken o benimle konuşmanın yollarını denedi üst üste…
Bir gece yine, bu sefer şiddetlice çaldı gök kapılarını yağmur, “duy beni” dedi “ses ver sesime.” Harflerin üzerinde zıplayıp koşarken ben, sarstı benliğimi güçlü sesiyle. Bak dedi bak çevrene… Aylardan aralık, mevsimlerden kış, zamanlardan gecedir. Senin üşümediğin şu anlarda pek çok varlık üşümektedir. Fakat nergisler ile sümbüller soğuk nedir bilmeden yeryüzüne tam da şu an gülümsemektedir.
Bak çevrene. Nerede kelebekler, nerededir narin bahar çiçekleri, tadına doyulmaz meyveler, ve sana mutluluk veren gelincikler nerdedir, nerededir deve dikenleri, bak çevrene? Geçici bir süre görülmediler ise sesin fani gözlerine, bu onların yokluğu anlamına mı gelmekte? Vehim zembereğini yeniden kurmayı dene. Düşün, yüzyıllardır böyledir; devrandır döner; gelir, görecek günler. Ne kış, kış olarak kalır ebediyen ve ne bahar vardır sonsuza dek süren. Her kışın içinde bir bahar saklar felek, ve her yaz içinde kış tohumları gizlenir.
Bırak cesetler yansın, bırak yansın devirler, bırak görülsün görülecekler. Geçecek elbet bu da. Geçti say hatta. Sen şarkı söyle gecenin karanlığına, her korktuğunda. Dedi ve gitti yağmur, minik el izlerini bırakıp penceremde. Dedi ve gitti sessizce.
Bense, minik yağmur izine dokunup şarkı söyledim gizlice. Ve “bu da geçer yahu” dedim tüm gönlümle. Bırak yansın cesetler, bırak oyun oynasın bedenler, gerçek olmayan kahkahalar çınlasın gökyüzünde ve yalan sevgi sözleri çoğaltılsın özgürce.
Bu da geçer, hatta geçti bile…
ysmncvlk@gmail.com